Şirketin Kâra Geçtiği Zamanı Hesaplama | Sen iste o hesaplasın!

Şirketin Kâra Geçtiği Zamanı Hesaplama

Şirket kuran ya da bir şirkete ortak olan, şirket yönetiminde söz sahibi olan kişilerin en merak ettiği konulardan biri de şirketin kâra geçtiği zamanı hesaplama meselesidir. Şirket ne zaman kâra geçer, şirketin kâra geçmesi için ne kadar süre geçmesi gerekir? Tüm bu soruların cevaplarını ve şirketler konusunda diğer detayları yazımızda sizlerle paylaştık.

Şirket Nedir?

Şirket ya da firma olarak bilinen ticari kuruluşlar, Türkiye Cumhuriyeti tarafından belirlenen yasalara göre en az iki (isteğe göre daha sayı daha çok olabilir) tüzel ya da gerçek kişinin bir araya gelip mal ya da emeklerini ortak bir amaç doğrultusunda tarafların anlaştığı ve uymaya karar kıldığı sözleşmeler çerçevesinde birleştirmelerinin ardından ortaya çıkan tüzel kişiliklerdir.

Şirketler, ülkemizde örgütlenme türlerine göre farklı isimlerle adlandırılabilirler. Adi şirketler ve ticari şirketler olarak iki grupta toplayabildiğimiz şirketler vergilerini ödemekle yükümlüdürler. Adi şirketler Borçlar Kanunu’nda yer alan hükümlere tabi olmak durumunda iken ticari şirketlerin durumları ise Türk Ticaret Kanunu tarafından düzenlenmiştir.

Adi şirketlerin ticari şirketlerden en temel farkı tüzel kişiliklere sahip olmamalarıdır. Yasa yolu ile ya da yasaların verdiği yetkiler ile oluşturulan tüzel kişilikler belli bir maksat için açılan vakıf, dernek ya da şirket gibi özel varlıkların ticaret yapabilmesi ve de borç altına girebilmesi için donatılır.

Şirketin Kâra Geçtiği Zaman Nasıl Hesaplanır? 

Şirketin kâra geçtiği zamanı bulmak için öncelikle şirketin kuruluş masrafını bilmeniz gerekmektedir. Daha sonra her dönem sonunda elde edilen kârları da düşünerek toplam gideri ve geliri bulup işleme devam ederek şirketin kara geçtiği zamanı hesaplama işleminizi sonlandırabilirsiniz.

Örneğin şirket kuruluşu için 250 bin Türk Lirası masraf yaptınız ve şirketinizin aylık net elde ettiği kâr ise ortalama 50 bin TL.

Bu durumda şirketin kaç ay sonra kâra geçtiğini hesaplamak için 250 bin TL’yi 50 bin TL’ye bölmemiz gerekiyor. Bu işlem sonucunda “5” sayısını elde ediyoruz. Bu da demek oluyor ki şirket, beş ay sonra masraflarını karşılıyor ve yeni aydan itibaren kâra geçmeye başlıyor.

 

Kâr Artırma Yöntemleri

Şirketlerin kârlarını artırması için genelde verilen dört tavsiye şu şekildedir:

Yeni fırsatlardan faydalanmak için girişimler yapın, fırsatın ayağınıza gelmesini beklemeyin, fırsatı arayın ve bulun.

Bol bol paylaşın. Kendi sektörünüzle ilgili insanların fikir sahibi olmasını destekleyin.

Size ya da şirkete makul değerler katmayan ve gelecekte değer katması pek olası görünmeyen aktiviteleri sonlandırın.

Enerjiyi artırın, coşkulu olun. Şirket çalışanlarının bireysel performanslarını artırmayı deneyin ve onları iyi motive edin.

Şirket Türleri

Tüzel kişiliği olan ortaklıkların tanımlaması olarak karşımıza çıkan ticari şirketler, sicil kayıtlarını tamamladıktan sonra tüzel unvana sahip olurlar. Ülkemizdeki yasalara göre ticari şirketler kuruluş türlerine ve ortakların yükümlülüklerine göre iki çatı altında toplanır.

Bu çatılardan biri şahıs ya da diğer bir deyişle kişi şirketlerini diğeri ise sermaye şirketlerini kapsar. Şahıs ve sermaye şirketleri de kendi aralarında alt kategorilere ayrılmaktadırlar.

Şahıs Şirketleri

Kişi şirketleri kendi içinde üçe ayrılır. Bunlar; adi şirket, kolektif şirket ve komandit şirket şeklindedir.

Şimdi de bu 3 tip şirket çeşidini tanıyalım.

Adi şirketler, sahibinden ayrı bir şekilde herhangi bir varlığa sahip olmayan, sahibinin dışında söz sahibi kimsenin olmadığı şirket çeşitleridir. Adından da anlaşılacağı üzere en basit şirket modeli olarak da bilinmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Borçlar Kanunu’na tabi olan adi şirketlerin tüzel bir kişilikleri yoktur. Adi şirketlerin tüzel kişiliği olmadığı için kendilerine ait tüm mal varlıklarının üstünde ortakların müşterek mülkiyeti bulunur. Şirket ya da şirketin mal varlıkları ile alakalı hukuki süreçler ve hukuki prosedürlerde tüm ortakların birlik halinde hareket etmesi gerekmektedir. Adi şirketler için imzalanan sözleşmeler herhangi bir kalıba bağlı olmamaktadır, hatta bir tık ötesine giderek yazılı bir sözleşmenin olması gerekmez bile diyebiliriz. Fakat bir ortaklığa sermaye olarak getirilmesi gündemde olan değer, devri ile tasarrufu şekle bağlı biçimde ise kanundaki şekil farzının devreye girmesi gerekir. Bir örnek ile daha açık hale getirmek gerekir ise; ortaklardan biri sermaye bazındaki ortaklığa bir gayrimenkul sahipliğini taahhüt olarak göstermiş ise, Medeni Kanun’a göre taşınmaz şeklindeki mal varlıklarının devri tapu siciline tescil ile dahil olacağı sebebiyle gayrimenkulün tapuda adi ortaklık (bir başka deyişle bütün ortaklar için) tescil edilmesi gerekliliği yer almaktadır. Aksi durum söz konusu olduğu zaman ise sermaye koyma borcunun yerine getirilmediği kabul edilir.

Kolektif şirketler ise en az iki gerçek kişinin varlığı ile kurulması gündeme gelebilen şirket türüdür. Kolektif şirket ortağı olabilmek için “gerçek kişi” olmak şartı aranır. Tüzel kişilerin kolektif şirket ortağı olması söz konusu olamaz. Kolektif şirket ortaklarının şirketin borçları karşısındaki sorumluluklarının boyutu sınırsızdır. Daha açık hale getirmek gerekir ise her bir ortağın ortaya koyduğu sermayeden bağımsız olmakla birlikte şirketin borçlarından bütün mal varlığı ile sorumlu olduğunu söyleyebiliriz. Daha çok; az sayıda ortak arasında kurulduğunu bildiğimiz kolektif şirketlerin yapısında ortakların kişisel saygınlık hallerinin önemli olduğu biliniyor. Ortaklık sözleşmesi yazılı olarak yapılır ve bir kalıba bağlı olarak düzenlenir. Bu yönüyle kolektif şirketlerin adi şirketlerden bir farkı olduğunu da söyleyebiliriz. Bu sözleşmelerin noter tarafından onaylanması da kesin bir gerekliliktir. Ticaret sicili bazında tescili gerçekleştirilen sözleşme, üçüncü kişilerin duyması adına ilan edilir. Kolektif şirketlerde şirketin yönetimi söz konusu olduğunda bütün ortakların sorumluluğu mevcuttur fakat bu sorumluluklar sözleşme dahilinde gerçekleştirilen anlaşmalar ile bir ya da birkaç kişiye yıkılabilir.

Komandit şirketlere geçecek olursak; bu şirketlerin kolektif şirketlerden en temel farkı ortaklardan birinin ya da birkaçının şirket borçlarından sadece koydukları sermaye kadar sorumluluklarının bulunmasıdır. Sınırlı sorumluluğa sahip olan kişiler ya da ortaklara komanditer ortak ismi verilmektedir. Şirketin borçlarından bütün mal varlıklarıyla birlikte sorumlu olan ve ağır yükümlülüğün altına giren kişi ya da ortaklara ise komandite ortak ismi verilir. Komandite ortak olabilmek için gerçek kişi olmak gerekir. Tüzel kişilerin komandite ortak olması söz konusu olamaz. Tüzel kişiler komandit şirketlerde yalnızca komanditer ortak olarak yer alabilir. Şirket yönetiminde asıl sorumluluk ise komandite ortaklara aittir. Komanditer ortakların şirketin yönetimine dahil olması, karışması ya da yönlendirmesi çok fazla karşılaşılan durumlar değildir. Komandit şirketlerin kuruluşu sırasında yazılı şirket sözleşmesinin yapılması ve bu sözleşmenin noter tarafından onaylanması gerekir.

Sermaye Şirketleri

Daha çok limited şirket ve anonim şirket olarak karşılaştığımız sermaye şirketleri seyreklikle de olsa karşımıza “sermayesi paylara ayrılmış komandit şirket” olarak da çıkabilir.

Limited şirketler en az iki ortakla en çok ise elli ortakla kurulan ve de tüm ortaklarının şirkete ait borçlar karşısına sorumluluklarının olduğu şirketlerdir. Bankacılık ve sigortacılık gibi birkaç istisnai alan dışında hemen hemen her alanda açılabilen limited şirketlerin sermayesi ana sözleşme ile belirlenir. Limited şirketlerin kuruluş sözleşmesinde değişiklik yapılmadığı sürece sermayenin değişmesi söz konusu olamaz. Öte yandan limited şirketler için sermaye paylarının birbirine eşit olması şart değildir. Her ortağın ortaklığa farklı sermaye ile katılması mümkündür. Her ortağın oy hakkı, koyduğu sermaye ile doğru orantılı olmaktadır.

Anonim şirketler ise en az beş gerçek veya tüzel kişi ile her türlü ekonomik hedef doğrultusunda kurulabilen şirket türüdür. Anonim şirket ortaklarının şirkete ait borçlar karşısındaki sorumlulukları ödedikleri sermaye ile sınırlı olmaktadır. Ana sermayesi sözleşme bazında belirlenen anonim şirketlerin limited şirketlerden farkı ise ortakların birden fazla pay alabilmesinin mümkün olmasıdır.

Şirketin Kâra Geçtiği Zamanı Hesaplama!