Zarar Hesaplama

Gözümüzü açtığımız her yeni günde işe, okula gitmek için evden adımımızı attığımız andan itibaren bir şeyler satın alırız ya da bir şeyleri satışa sunarız. Bu, sabah saatlerinde açlığımızı yatıştırmak için 1 lira karşılığında aldığımız bir simit ya da simitçinin o simidi bize satması olabilir. Arabamıza benzin almış olabiliriz, otobüse binmemiz gerekiyorsa yol ücretiyle ulaşım hizmeti […] Daha Fazla Bilgi

Gözümüzü açtığımız her yeni günde işe, okula gitmek için evden adımımızı attığımız andan itibaren bir şeyler satın alırız ya da bir şeyleri satışa sunarız. Bu, sabah saatlerinde açlığımızı yatıştırmak için 1 lira karşılığında aldığımız bir simit ya da simitçinin o simidi bize satması olabilir. Arabamıza benzin almış olabiliriz, otobüse binmemiz gerekiyorsa yol ücretiyle ulaşım hizmeti satın almış olabiliriz, giyim alışverişine çıktığımızda bir pantolon ya da ayakkabı satın almış olabiliriz. Aynı şekilde bu satın alma işlemlerimiz karşı taraf açısından düşünüldüğünde ise bir satış işlemi olarak görülür. Bu alış ve satış işlemleri verdiğimiz örneklerde olduğu gibi mikro düzeyde olabilir ya da işletmeler, ülkeler açısından bakıldığında makro düzeyde görülebilir. Bunlar milyon dolar gibi büyük bütçeli yatırımlar olabilir, yeni bir üretim sistemi için satın alınan makineler olabilir ya da farklı para birimleri üzerinden yapılan uluslararası işlemler olabilir. Tüm bunlar gün içinde yaptığımız yüzlerce alış-satış işlemlerine verilebilecek örneklerden sadece birkaçını oluşturmaktadır.

Yaptığımız ve yapmaya devam edeceğimiz alış ya da satış işlemlerinde elde etmek istediğimiz faydanın katlandığımız maliyetten az olmamasını ve satın alarak sahip olduğumuz elimizdeki malları tekrar satmak istediğimizde de piyasa değerini ve satın aldığımız tutarı göz önünde bulundurarak daha düşük tutarda satılmamasını isteriz. Aksi takdirde oluşan durum zarar ettiğimizin göstergesi olacaktır. Satın alacağımız mal ve hizmetlerde zarar etmemek için uygun zamanı ve uygun piyasa şartlarını beklememiz gerekebilir. Örnek verecek olursak; diyelim ki kişi yeni bir araba almayı düşünüyor, bunun için yıl sonu beklenebilir. Çünkü satış kotalarını doldurmak isteyen araba firmaları her yıl sonunda satış hedeflerine ulaşabilmek amacıyla kampanyalar uygular. Böylece hem hedeflerine ulaşmış olurlar hem de markalar bünyelerine yeni müşteriler kazandırabilirler. Aynı şekilde mal ve hizmeti satan taraftan bakacak olursak elimizdekileri pazara sunarken zarar etmemek için müşterinin satacağımız mal ve hizmetleri satın alması için en uygun kitleyi seçmemiz, uygun zamanda uygun şartlarda hitap ettiğimiz kitleye sunmamız gerekebilir.

Aksi durumda alıcı, piyasalardaki zamanlamalara dikkat etmezse ihtiyacı olan mal ya da hizmete daha yüksek maliyetlere katlanarak sahip olabilir. Aynı şekilde satıcı da gerekli şartların gerçekleşmesi için uygun zeminin oluşmasını beklemezse ya da uygun zemini kendisi yaratamazsa yapacağı satış işlemlerinden zarar eder. Satıcının uygun zemini yaratması, tüketicinin aslında ihtiyacı olan ancak daha önce satıcı tarafından karşısına çıkarılmadığı için ihtiyaç duyduğunun farkında olmadığı mal ve hizmetlerinin tüketiciye sunulmasıyla, tüketicinin şimdiye kadar olan alışkanlıklarını değiştirip kendisine bağlı hale getirmesiyle ya da uygulanabilecek daha birçok farklı yöntemle olabilir. Günümüzde başarılı bir satış grafiği çizmek isteyen firmaların uygulamak istedikleri yöntemlerin başında bahsettiğimiz tüketici alışkanlıklarının değişmesi gelmektedir. Satıcı tarafından belirtmeye çalıştığımız şartların oluşmaması durumunda satıcının elinde bulunun mal ve hizmetlere karşı talep oluşmayabilir. Böyle bir durum oluştuğunda elindekileri planladığı fiyattan satmak yerine daha düşük fiyattan satarak daha düşük gelir elde edebilir hatta gelir elde etmesine imkan vermeyecek fiyattan bile satışa sunabilir. Eğer satıcı uygun şartların oluşmadığını ve hiçbir şekilde satış işlemi yapamayacağını görürse satışa sunmak istediği mal ve hizmetleri piyasadan toplayabilir. Hem alıcılar hem de satıcılar yapacakları alım ve satım işlemlerinden en yüksek parasal faydayı sağlamak isterler. Yani bir diğer deyişle zarar etmemek için uğraş verirler.

Yazının devamında zarar etmenin ekonomi açısından ne anlama geldiğinden, zarar oranının ne ifade ettiğinden, zararın nasıl hesaplandığından ve kar – zarar hesaplamalarının nasıl yapıldığından bahsedeceğiz.

Ekonomi Alanında Zarar Nedir?

Zarar üretilen ve sonrasında piyasaya sunulan herhangi bir mal ya da hizmetten elde edilen gelirin, o mal ya da hizmetin satışa sunulan aşamasına kadar olan süreç içerisinde katlanılan maliyetinden düşük olması demektir. Bu durumun tam tersinin gerçekleşmesiyle, yani mal ve hizmetten elde edilen gelirin katlanılan türlü maliyetlerden fazla olmasıyla kar gerçekleşir.

Zarar Oranı Nedir?

Zarar oranı, bir mal ya da hizmetin satılmasıyla elde edilen gelirin miktarı ile maliyet miktarı arasındaki farkın mutlak değerinin alınması ve maliyet tutarına bölünmesiyle ortaya çıkan sonuçtur. Elde edilen gelirin miktarı ile maliyet miktarı arasındaki farkın mutlak değerinin alınması ve maliyet tutarına bölünmesiyle ortaya çıkan sonucun 100’le çarpılmasıyla da zarar oranı yüzdesi bulunur.

Bir örnekle açıklayalım;

A işletmesi, sandalye imal eden bir işletmedir. Sandalyenin bir tanesi için 100 liralık harcama yapan işletme, sandalyenin adedini 90 liraya satabilmektedir. İşletmenin sandalye satışındaki zarar oranını ve zarar oranı yüzdesini bulalım.

Sandalye üretimi için katlanılan maliyet: 100 TL

Sandalyenin satış fiyatı: 90 TL

90 – 100 = -10

|-10| / 100 = 0.1

0.1 işletmenin satışlarındaki zarar oranıdır.

0.1 x 100 = 10

10 ise işletmenin satışlarındaki zarar oranı yüzdesidir.

Zarar Nasıl Hesaplanır?

Zarar hesaplaması, yukarıda verdiğimiz örnekte olduğu gibi zarar oranı ve zarar oranı yüzdesinin belirlenmesiyle hesaplanır. Zarar hesaplama için oranın yüzdesi bulunur, ardından satış fiyatının üzerinden yüzde alınmasıyla satışa sunulan ya da satışa sunulması planlanan mal ya da hizmetten ne kadarlık bir zarar edildiği veya edileceği hesaplanır.

Aynı şekilde satışlardan zarar etmeyip kar sağlandıysa da satış fiyatından katlanılan maliyet tutarı ya mal ya da hizmetin alış fiyatı çıkarılıp katlanılan maliyete ya da alış fiyatına bölünür. Bölme işlemi sonucu çıkan sayı kar oranını verir. Kar oranının 100’le çarpılmasıyla kar oranı yüzdesi elde edilmiş olur.

Kar – Zarar Hesaplamaları Nasıl Yapılır?

Tanımsal olarak bahsettiğimiz zarar hesaplama ve kar hesaplama işlemlerini örneklerle açıklayıp pekiştirelim.

Örnek 1: Bir tarladan 125 liraya satın alınan 100 kilo patates için 20 lira taşıma masrafı yapılıyor ve 15 lira da çuvallara koymak için masraf yapılıyor. Tüm patates 85 liraya satılıyor. Yapılan işlemden elde edilen gelirin kar zarar durumunu belirleyiniz. Kar – zarar oranını ve kar – zarar oranı yüzdesini bulunuz.

Çözüm: Tarladan patatesin satın alınması, taşınması ve çuvallara koyulmasıyla katlanılan toplam maliyet,
100+20+15 = 135 TL’dir.
Patates satışından 85 TL’lik gelir elde edilmiştir.

85 – 125 = -25 satıştan elde edilen gelirden katlanılan toplam maliyeti çıkardığımızda sonucun negatif olması yapılan satıştan zarar edildiğini göstermektedir.

|-25| / 125 = 0,2 ile satıştan edilen zarar oranını buluyoruz.

0,2 x 100 = 20 ise zarar oranı yüzdesini vermiş oluyor. Zarar hesaplamaya göre % 20 oranında zarar edilmiştir.

Sağlamasını yapacak olursak;

125’in yüzde 20’sini aldığımızda 25 sonucunu elde ederiz.

125 – 25 = 85 ile satıştan yapılan yüzde 20’lik zararla patatesi 85 TL’ye satmış olduğumuzu tekrar görmüş oluyoruz.

Bir karlılık örneğiyle devam edelim.

Örnek 2: Toptancıdan 45 TL’ye aldığı kazakları mağazasında 90 TL’ye satışa sunmak isteyen mağaza sahibi kazakların alınması halinde yapacağı satıştan ne kadar kar elde etmiş olacağını, kar oranını ve karlılık yüzdesini bulunuz.

Çözüm: Satıcının yapacağı satış işleminden ne kadar miktarda kar elde edeceğini bulmak için önce kazağın satış fiyatından alış fiyatı çıkartılır.

90 – 45 = 45 TL satıcının bir kazaktan elde edeceği kar tutarıdır.

Satıştan elde edilen karın satış fiyatına bölünmesiyle kar oranını bulmuş oluyoruz.

45 / 90 = 0,50

Daha sonra çıkan kar oranının 100’le çarpılmasıyla da kar oranını buluyoruz.

0,50 x 100 = 50

Yapılan satış işleminden yüzde 50’lik kar sağlanmış olduğu sonucunu çıkarıyoruz.

Bu şekilde işlemlerle uğraşmak yerine zarar hesaplama araçları yardımıyla kar ve zarar hesaplamalarını kolay ve pratik yoldan yapabilirsiniz.

  • Maliyet ya da satış tutarı üzerinden zararı hesaplamak için, maliyet ya da satış tutarıyla birlikte zarar oranını yazınız ve zarar hesaplama butonuna basınız.
  • Zarar hesaplamak için ise maliyet tutar ve satış tutarını yazınız, ardından zarar hesaplama butonuna basınız.
  • Kar hesaplamaları için de aynı şekilde gerekli tutarları ve kar oranını yazarak işleminizi birkaç saniyede hesaplayabilirsiniz.
Zarar Hesaplama!